Burada öğrenci olmak vardı

“Burada öğrenci olmak vardı…”

Çalışma, bu cümle ile tohum haline geldi ve toprağa düştü.

Açı Okulları’nda çalıştığım 12 yıl boyunca hazırlık ve uygulama aşamasında bulunduğum birçok çalışmada “Keşke ben de öğrenci olup bu çalışmalara dahil olsaydım.” derken bulmuşumdur kendimi.

Seçmeli derslerin birçok alanı kapsayan geniş yelpazesi, davetkâr ve keşfedici. Henüz fark edilememişse bile insana kendisini keşfettirecek çok sayıda seçenek mevcut.  Bu zenginliği düşününce evet ben artık öğrenci olamam ama “Bu olanaklardan faydalanacak başka birilerini bulabilirim belki.” düşüncesi canlanıyor zihnimde.  Ve evet, tam da bu noktada, kardeş okulumuzdaki öğrencilerimiz neden faydalanamasın, diyorum.

Düşüncemi bazı arkadaşlarımla paylaşıyorum ve hepsi de çok heyecanlanıyorlar. Sanat, yaratıcı yazarlık, bilgisayar okuryazarlığı, akıl oyunları gibi derslerin açılabilmesi için bazı öğretmenlerimiz gönüllü oluyorlar ve hemen çalışmaya başlıyoruz.  Prosedürünü, çalışma şeklini, derslerin müfredatını, oluşturulacak ürünlerin listesini, her şeyi düşünüyor ve planlıyoruz.

Sıra geliyor bu fikri kardeş okulumuzla paylaşmaya…  Sosyal sorumluluk öğretmenlerimiz de bu noktada bize katılıyor ve tanıtım sunumumuzu yapıyor, bu sunumun kardeş okulumuzun velileriyle paylaşılması için de organize oluyorlar.

Yeni bir yıla başlarken elimizde çalışma prosedürümüz, müfredatlarımız, iyi niyetimiz ve heyecanımızla tekrar yola çıkıyoruz. Kardeş okulumuzla tekrar iletişime geçiyor,  öğrencilerimizi belirliyor, velilerinden onay belgeleri topluyoruz.  Kardeş öğrencilerimizin ulaşımı için gerekli desteği bularak sosyal sorumluluk ağını biraz daha genişletiyoruz.

Ve o büyük gün geliyor!  Kardeş okulumuzun öğrencileri ilk kez 18 Ekim Çarşamba günü okulumuza geliyorlar.  Onlar tedirgin, biz tedirgin; biraz ürkek, biraz çekingen gözlerle bakıyoruz birbirimize.   Okul bahçemizdeki çardakta ilk buluşmamızı gerçekleştiriyor, tanışıp ilgili öğretmenlerle alandan ayrılarak sınıflara gidiyoruz. Ve dersler başlıyor.

Derslerin bitiminde yine “Herkes kendi grubunu çardağa getirsin, orada toplanalım, günü birlikte bitirelim.” kararı alıyoruz öğretmenlerimizle.  Ve çardakta buluşuyoruz. Herkesin gözleri gülüyor. Soruyoruz öğrencilere nasıldı ilk dersiniz, diye.  Herkes çok mutlu, neden haftada bir kere; daha çok olsun, diyorlar.  Göz göze geliyoruz arkadaşlarımla.  Gözlerimizde biraz mahcup bir gurur ve mutlulukla…

Servis alanına kadar beraber gidiyor, “kardeş öğrencilerimiz”i servislerine bindiriyor ve bir dahaki buluşmaya kadar evlerine uğurluyoruz…

Farkındayım, bu küçücük bir ilk adım. Umarım başka okullar, kurumlar ya da çok daha farklı oluşumlar da ellerindeki olanaklarla kendi “kardeş öğrencileri”ni bulur ve onlarla buluşurlar. Açı Okulları’nda başlattığımız bu çalışma da sürecin ilk adımı olur.

 

Sarıyer Açı Ortaokulu Müdür Yardımcısı

Tuğba Sayan Debran

Yorum yazabilirsiniz

E-Mail adresiniz yayınlanmayacak.