Gabriel Garcia Marquez’ in Kırmızı Pazartesi’sinde Toplumsal Değerler ve Bu Değerlerin Bireyler Üzerindeki Baskısı

Gabriel Garcia Marquez’ in Kırmızı Pazartesi adlı romanı, kuşkusuz döneminin en çok ilgi uyandırmış romanlarından biridir. Marquez’ in ustalığına bir kez daha tanıklık ettiğimiz bu roman, bir Kolombiya kasabasında geçen, herkesin işleneceğini bildiği halde engellenemeyen bir namus cinayetini anlatmaktadır. Bu cinayetin gerçekten yaşanmış olması, üstüne üstlük yazarın bu cinayete bir çocuk olarak şahitlik etmiş olması, kitapta bize verilen mesajı adeta daha çarpıcı, daha elle tutulur bir hale getirmiştir. Bu makalede ise, romanda oldukça ön plana çıkan toplumsal değer yargıları ve bu yargıların bireyler üzerinde oluşturduğu baskı olay akışı, karakterler ve diyaloglar üzerinden analiz edilecektir.

İşleneceğini herkesin bildiği bir cinayetin gerçekten de işlenebilmiş olması elbette okuru şaşırtmaktadır. Özellikle de olaylar açıklığa kavuştukta okurun şaşkınlığı artar zira romandaki olay akışı, o cinayetin işlenmesine kaderin bizzat kendisi karar vermiş gibi bir izlenim uyandırmaktadır. Bu tezi daha detaylı açıklamak için kitaptaki olayların nasıl seyrettiğini incelemek gerekir. Sıradan bir cinayet romanının aksine, kitapta hiçbir gizem yaratma çabasına rastlanmamakta, aksine bütün yaşananların açıkça anlatıldığı görülmektedir. Buna rağmen kitap, mükemmel bir ustalıkla eleştirdiği toplumsal konularla okurun ilgisini çekmeyi başarır ve bir cinayetin arka planı üzerinden çok daha derin olgulara değinir. Cinayetin kurbanı Santiago Nasar’ ın bir arkadaşı, olayı yıllar sonra aydınlatmak için kasaba halkıyla röportaj yapar. Angela’ nın bakire olmadığı gerekçesiyle baba evine geri getirildiği andan itibaren gelişen olaylar zincirinde, neredeyse bütün kasaba halkı işlenecek cinayetten haberdar olmuş, buna karşın bazıları ciddiye almadığı, bazıları müdahalede bulunamayacak kadar uyuşuk bir ruh halinde olduğu, bazıları ise içten içe cinayetin gerçekleşmesini istediği için cinayet engellenememiştir. Öncelikle Pedro ve Pablo ikizlerin, cinayeti böylesine duyurmaları, namuslarını temizleme zorunluluğu hissetmelerinin yanı sıra, bir cinayet işlemek istemediklerini bize kanıtlar. Daha sonrasında gelişen olaylar ise bize toplumun nasıl olaylar karşısında sessiz kalabileceğini, bunu yapmak için de gerek bazı toplumsal kalıplara, gerek farklı bahanelere sığınmakta olduklarını gösterir. Kitapta bu duruma verilebilecek örneklerden biri Kurmay Albay Don Lazaro Aponte’ nin bir sözüdür : ‘’ Artık tehlikede olmadığına inanmak için çok geçerli sebeplerim vardı benim.’’ ( sf.24) Söz konusu bir cinayet dahi olsa dikkatsiz ve umursamaz davranmış, bunun gerekçesi olarak ise öldürüleceğini bilmeyen Santiago Nasar’ ın neşeli tavrını öne sürmüştür. Sonuç olarak bu haberi önemseyen az sayıda insanın geç öğrenmiş veya zamanında öğrenememiş olması sonucu cinayet gerçekleşmiş ve koca bir toplumun utanç verici tavrı gözler önüne serilmiştir.

Elbette cinayetin işlenmesinin başlıca sebeplerinden bir diğeri de toplumsal kalıplar ve bireylerin sahip oldukları kodlamalardır. Romanda karakterlerin arka planı anlatıldıkça kitapta eleştirilen değer yargıları da netlik kazanmıştır. Dolayısıyla bu konuyu bir de karakterlerin düşünce yapılarından yola çıkarak incelemek gerekir. Kitapta genellikle genç nesil dahil herkesin namus ve bireyin kendi iradesi konusunda tutucu tavırlar sergilediği görülmektedir. Genç kızlar eşlerine hizmet etmek, evlenene kadar bekaretini kaybetmemek, ideal ev kadını becerilerini edinmek gibi yükümlülükler altında bırakılırken, erkekler de her türlü cinsel özgürlükleri olmakla birlikte, kadınlarının namusunu korumak ve erkekliklerini ispatlamakla görevlendirilmişlerdir. Selma Sayar’ ın da makalesinde dediği gibi: ‘’Cinselliğini özgürce yaşayan erkeği alkışlarken, kadının namusunun bel altı olduğunu her fırsatta yüzüne haykıranız.’’ Bu olgu başlı başına cinayetin sebebidir. Bakire olmadığı için kocası tarafından kabul edilmeyen Angela Vicario, eğer erkeklik görevini yerine getirmezse onunla asla evlenmeyeceğini belirten Pablo Vicario’ nun nişanlısı Prudencia Cotes ve daha birçok karakter, kitapta bu yargıya sahip veya bu yargının kurbanı olmuş kişilere örnek gösterilebilir. Aynı zamanda kitapta bu yargılar sonucu pek çok karakterin nasıl baskılandığını, toplumda bir cinayetin bile namus uğruna ise sindirilebileceğini ve buna benzer etkileri görmekteyiz.

Kitapta anlatıcının röportajlarından pek çok kesit bulunmaktadır. Bu sayede karakterlerle olan diyaloglarından da pek çok bilgi edinebilmekteyiz. Karakterlerin bu cinayete karşı tutumu gibi, bu cinayet hakkında bulundukları söylemler de yine sahip oldukları değerleri ve kalıpları okura yansıtmaktadır. Anlatıcı yaptığı röportajlar sonucu, kişilerin gerçekten de olaylar karşısında nasıl sorumluluk hissetmediğini de tekrar görmüştür. ‘’ Kimse Santiago Nasar önceden uyarılmış mıydı diye merak etmemişti, çünkü öyle olmaması imkansız gelmişti herkese.’’ (anlatıcı, sf.25) Anlatıcının birebir yaptığı diyaloglar karakterlerin görüş açılarını bize yansıtmakla kalmayıp, cinayetin işlenmesinde bir rolleri olup olmadığını da gözler önüne sermiştir. Cinayetin işlenmesine bilinçli şekilde göz yummuş olan karakterler de üzerinden yıllar geçmiş olmasının yüküyle, o zamanki gerçek niyetlerini beyan etmişlerdir. Dolayısıyla sadece tırnak işaretlerinin arasını okuyarak dahi, okur, karakterlerin sahip olduğu değerler konusunda bir yargıya varabilir. Çoğu karakter de cinayet haberinin asılsız olduğuna inandıklarını belirtmiştir. Oysa ki bu habere inanmayan kesimin dahi bir cinayet işlenme olasılığına karşı kendi çaplarında alabilecekleri önlemleri almamış, boş vermiş olmaları yine toplumun vurdumduymazlığını gözler önüne sermektedir.

Sonuç olarak, Kırmızı Pazartesi adlı romanda anlatılan cinayetin arkasında pek çok faklı olgu yatmaktadır. Bu makalede ise, kitapta Gabriel Garcia Marquez’in ustalıkla eleştirdiği toplumsal değer yargıları ve bunların bireylerin üzerindeki etkisi romandaki olay akışı, karakterler ve diyaloglar üzerinden incelenmiştir. Romanda belli kalıplar yüzünden baskılanmış bir toplumun davranışları, yaşanmış bir cinayet üzerinden anlatılmaktadır. Olay akışı, karakterler ve diyaloglar olmak üzere bu üç unsuru incelediğimizde, Marquez’ in okura gerçekten vermek istediği mesaj da açığa çıkmaktadır. Şüphesiz ki bu klasik, sahip olduğu bakış açısıyla yüzyıllar boyu her türlü insana hitap etmeye devam edecektir.

Lizi Manisa

Açı Lisesi 9. Sınıf Öğrencisi

Kaynakça:
«Kırmızı Pazartesi – Gabriel Garcia Marquez.» tarih yok. www.insanokur.org. 20 12 2017.
Marquez, Gabriel Garcia. Kırmızı Pazartesi. İstanbul: Can Yayınları, 1982.
Sayar, Selma. «Kırmızı Pazartesi Üzerine.» tarih yok. http://www.sevdalimhayat.com. 20 12 2017.

Yorum yazabilirsiniz

E-Mail adresiniz yayınlanmayacak.