Kırmızı Pazartesi Adlı Romanda Toplumun Kültürel Yapısının Olay Üzerindeki Etkisi

Gabriel Garcia Marquez, Kırmızı Pazartesi adlı romanında Kolombiya’da göz göre göre işlenen bir cinayeti olanaklı hale getiren sosyo-kültürel yapıyı gün yüzüne çıkarmıştır. Başkarakter Santiago Nasar’ın cinayetini anlatan bu eserde Nasar’a karşı cinayet girişiminde bulunulacağını köydeki neredeyse herkesin bilmesine rağmen bu cinayet gerçekleşmiştir. Toplumsal değerlerin sonucu gerçekleşen bu olayda Gabriel Garcia Marquez bunu namus, toplumsal cinsiyet ve ekonomik unsurlar olmak üzere üç ana etmen ile açıklamıştır. Bu çalışmada bu 1950’ler Kolombiya’sının sosyo-kültürel yapının nasıl okuyucuya açıklandığı anlatılacaktır.

Bu olayın gerçekleşmesini sağlayan ilk ve en önemli faktör namus kavramının toplumda nasıl algılandığıdır. Bu cinayetin işlenmesinin sebebi Santiago Nasar’ın, evlenmediği bir kadının, yani Pedro ve Pablo Vicario’nun kız kardeşi Angela’nın bakireliğini bozmasıdır. Bu olayın toplumda bir namussuzluk olarak algılanması nedeniyle Vicario kardeşler Angela’nın namusunu geri kazanmak için Nasar’ı öldürmek zorunda kalmışlardır. Bu da toplumda ki önceliğin namus olduğunu gösterir. Aynı zamanda da Pedro ve Pablo cinayetin namus cinayeti olduğunu bildikleri için masum olduklarını savunurlar ki bu toplumdaki bazı insanlar için makul bir argümandır. Ayrıca toplumdaki namus algısının cinayet gibi bir suçun önüne konulması da Latin Amerikan sosyo-kültürel yapısında namusun yerinin büyüklüğünü gösterir. Cinayet sonrasında Pablo Vicario şöyle der: “Biz masumuz, tanrı katında da, insanların gözünde de. Bu bir namus sorunuydu.” (Marquez, sayfa 48) Bu da namus nedeniyle işlemiş oldukları bu suçun onların alabileceği cezalara bir kılıf gibi olduğunu bilerek bu cinayeti gerçekleştirdiklerini gösterir. Nasar’ın bu “namussuzluğu” Vicario ailesine karşı olsa bile, toplum da kendine bu saldırıdan pay çıkarmıştır. Bu da cinayetin işleneceğinin farkında olmalarına rağmen durdurmak için bir şey yapmamalarının sebebidir. Toplumun sadece çok küçük bir kesiti namus kavramının önemini göz ardı eder ve cinayeti durdurmaya çalışır, bu insanlar da sadece Santiago Nasar’ın yakınlarıdır. Toplumdaki genel algı ise namus kavramının öncelik olduğudur. En sonunda toplumun genel görüşleri ağır basar ve Vicario kardeşler namus sorunu için Santiago Nasar’ı öldürürler.

Sosyo-kültürel yapının anlatıldığı etmenlerin bir diğeri ise toplumsal cinsiyettir. Gabriel Garcia Marquez erkeklerin ve kadınların rolünü cinayetin oluşu ile başarılı bir şekilde bağdaştırmıştır. Erkekleri ekstra maço olmak için iten bu toplumda Pablo ve Pedro Vicario’nun cinayeti işlemek istememelerine rağmen buna zorlanmaları çok normal. “Oğlanlar adam olmak için büyütülmüşlerdi” (Marquez, sayfa 34) gibi bir düşünce şekli ile büyütülen erkekler yapmak istemedikleri bazı şeyleri de yapmak zorunda kalmışlardır. Bu namus mevzusu içinde geçerlidir; kardeşler erkekliklerinden kaybedeceklerini düşündükleri için aslında bu cinayeti işlemek istememelerine rağmen toplum baskısı nedeniyle işlemek zorunda kalmışlardır. Pablo ve Pedro’nun böyle bir cinayet girişiminde bulunacaklarını da herkese söylemeleri birinin onları durdurmalarını istediklerini gösterir: “Biri çıkıp da onu öldürmelerini engellesin diye akla gelebilecek her çareye başvurmuşlar ama bunu sağlamayı başaramamışlardı.” (Marquez, sayfa 49) Ancak toplum normlara uyumaya devam edip müdahale etmemeye karar vermiştir. Öte yanda ise kadınların toplumdaki rolleri vardır. Kadınların toplumdaki rolleri “Kızlar evlenmek üzere yetiştirilmişlerdi…Her erkek onlarla mutlu olur çünkü acı çekmek için yetiştirilmişler.” (Marquez, sayfa 34) bu şekilde betimlenmiştir. Buradan kadınların olası damat adaylarının beklentilerine uygun bir şekilde yetiştirildikleri görülmektedir. Bu da kadınların korunma, barınma ve para kazanma konularında erkeklere muhtaç bırakır ki erkeklerin de bu kadar maço olmasının nedeni de budur. Karakterlerin onlara verilen bu kalıplara girme gereksinimi duymaları da bu cinayetin işlenmesinde büyük rol oynamıştır.

Toplumun kültürel yapısını anlatan son tema ise ekonomik unsurlardır. Gabriel Garcia Marquez bu eserde ekonomik faktörler nedeniyle var olan bir sınıfsal ayrımın hem yasal, hem de sosyal olarak ayrıcalıklarını açıkça belirtmiştir. Bu ekonomik ayrıcalığı en iyi temsil eden karakter ise Santiago Nasar’dır. İkisi de varlıklı ailelerden gelen bu iki karakter her zaman diğer insanlardan önde tutulmaktadır. “Saçmalama… O ikisi kimseyi öldüremez, hele zengin birini hiç.” Burada varlıklı insanların başkalarının önünde tutulduğu açıklanmıştır. Ancak Santiago Nasar’ın bu ayrıcalıklarla gelen tavrı aynı zamanda onun ölümüne sebep olmuştur. “Tıpkı babası gibi tek başına dolaşır, o dağlarda önüne çıkan ne kadar başıboş kız varsa hepsinin tadına bakardı.” Nasar’ın yaptığı en büyük hata ise Angela Vicario’yu başıboş biri olarak görmesidir. Bu nedenle de Angela’nın bekâretini kaybetmesinin sorumlusu Santiago Nasar olarak görünür. Ekonomik durumu Nasar’a ne kadar ayrıcalık kazandırsa bile konu namusa gelince bu ayrıcalıklar önemsiz kalmıştır. Bu ekonomik ayrıcalığını temsil eden bir başka karakter ise Bayardo San Roman’dır. San Roman varlıklı olması nedeniyle köydeki neredeyse her aile kızının onunla evlenmesini ister. Angela Vicario onunla evlenmek istemese bile San Roman işi ailesine taşıyınca Vicario ailesi bunu bir şans olarak görmüştür ve hemen Angela’yı evlendirmişlerdir. Bu da yine San Roman’ın durumu ile birlikte gelen sosyal statüsü nedeniyle olmuştur.

Namusun önemi, toplumsal cinsiyet ve ekonomik unsurlar gibi faktörlerin 1950’ler Kolombiya’sının kültürel yapısındaki etkileri çok büyüktür. Bu etkilerde Kırmızı Pazartesi’nde Santiago Roman’ın cinayeti üzerinden başarılı bir şekilde anlatılmıştır. Gabriel Garcia Marquez’in gerçek olaylardan esinlenerek yazdığı bu romanda kültür farklılıklarının olaylar üzerindeki etkisi de anlaşılabilir.

Can Aslan Gür

Açı Lisesi 9. Sınıf Öğrencisi

Kaynakça:
Aghaei, M. B. (2015). Representation of Social Realities of Latin America in Marquez’s Literary Discourse. Advances in Language and Literary Studies.
Marquez, G. G. (1981). Kırmızı Pazartesi.
Rushdie, S. (1982). Salman Rushdie Reviews “Chronicle of a Death Foretold” by Gabriel Garcia Marquez. Londra.

Yorum yazabilirsiniz

E-Mail adresiniz yayınlanmayacak.