Askıda Ekmek

Kaçınız bilirsiniz, bilemem. Küçük mahallelerin kömür kokan sokaklarında, günün ilk ışıklarına kadar açık olan fırınlar vardır. Alın terinin ekmeğe düştüğü çalışanları olan…

Sonra güneş doğar o sokaklarda, iş yerlerine giden otobüse yetişme telaşı sarar insanları. İnsanlar koşar, sokaklar koşar; kentin hızıyla yarışırcasına… Akşam olduğundaysa çalıştığının karşılığını alamamış bir babanın, fırından ekmek alamayışına şahit olur bu sokaklar. Şahit olur da, dilsizdir işte sokak… Kimse bilmez o adamın hüznünü.

Derken bir yazı çarpar gözünüze fırının camında “Askıda Ekmek.” Bir hayırsever, evine iki ekmek alıyorken, oğlum şuradan dört ekmek parası alıver, der. Bu; benim iki ekmeğe ihtiyacım var, diğer iki ekmeği ihtiyacı olan biri alsın, demektir.  İşte bu güzelliktir, hoşluktur, iyi niyettir…

Ya bizim gönlümüzden geçenler, Açı Okulları’nın duyarlı yaklaşımı?..

Hiçbir zorunlulukları olmamasına rağmen, sosyal sorumluluk projelerinde gelir elde etmek için satışlar yapan çocuklarımız… Sonrasında elde ettikleri bu paralarla kardeş okullara engelli tuvaletleri yaptıran, kırılan mermerlerin onarılmasına yardımcı olan o içten çocuklarımız… Sadece çocuklarımız mı? Öğrencilerimizden öğretmenlerimize, yöneticilerimizden velilerimize… Biz bu işte kocaman bir aileyiz.

Devlet okullarında okuyan öğrencileri, hiçbir karşılık beklemeden okulda misafir eden, onlara yaratıcı yazılar yazdıran, zekâ oyunları oynatan, sanat çalışmaları yaptıran, bilgisayar okuryazarlığında gelişmeleri için kapılar açan gönüllü öğretmenler…

İşte bunlar da bizim askıda ekmeklerimiz, gönlümüzden kopanlarımız, ruhumuzu besleyenlerimiz, sahip çıkalım dediklerimiz…

Güzel olan şeyler, her zaman bilinmek için yapılmaz.

İşte bazen biri, kaleminden çıkarmak ister de öyle yazılır. Açı’da o kadar çok “askıda ekmek” var ki… Bu satırlar şimdilik  bu kadarını aldı.

Yeni satırlarda buluşmak dileğiyle…

İnci Demirbağ

Açı Ortaokulu Türkçe Öğretmeni

Yorum yazabilirsiniz

E-Mail adresiniz yayınlanmayacak.