Yeni Hayat – Roman Analizi

TÜRKİYE’NİN ‘YENİ HAYAT’I

2006 yılında Nobel Edebiyat ödülünde, Ermeni ve Kürtlerle ilgili yaptığı konuşmasıyla büyük tepki/ilgi çeken ve ülkesindeki sorunlara uzak bir duruş sergilemediğini gösteren Ohan Pamuk, kuşkusuzdur ki Yeni Hayat romanında da Türkiye’nin siyasi ve sosyal gerçeklerini yansıtmıştır. Yazar, romanın postmodern anlatımının gölgesinde modernleşme dönemindeki Türkiye’nin özenli bir tablosunu çizmiştir. İstanbul’dan başlayarak Doğu’ya bir yolculuğa çıkan anlatıcı, Türkiye’nin küreselleşme ve sosyal değişimlerinin nasıl etkilendiğini roman boyunca gözlemler. Bu gözlemler ve anlatılar, Pamuk’un toplumsal eleştirilerinin yansıtıldığı bir alt metin oluşturur. Yeni Hayat’ta markalar, gündelik alışkanlıklar, siyasi olaylar ve dini unsurlar incelenerek önemli sosyolojik çıkarımlar yapılabilir.

Öncelikle, Pamuk’un büyük harfle yazdığı birçok marka Türkiye’de küreselleşmenin ve Batılılaşmanın bir sembolüdür. Örnek olarak, “taklit MR. TÜRKCOLA ve sonra kravatlı ve hakiki bay COCA-COLA” (sf. 98) ve “Budak gazozunun direndiğini gördüm” ifadeleri yabancı markaların yerel markaları yok ettiğini ve Türk halkının Batılılaşmaya karşı iki farklı tepkisini gösterir. İkinci olarak, toplumun markalardan öte Batı’nın bazı alışkanlıklarını da benimsediği görülür. Romanın sonlarında “hamburger sırasında bekleyen” (sf. 128) ve “plastik ketçap şişeleri” (sf. 128) tarafından çevrelenen insanların “fast food” kültürünün bir parçası olduğu Pamuk tarafından vurgulanmıştır. Markalar ve “fast food” anlayışının Türk insanının özünden koparak taklit etme isteğini ve Batı’nın gündelik hayatın üzerindeki geniş etkisini simgeliyor olduğu savunulabilir. Üçüncü bir sosyal unsur, dönemin siyasi gerginlik ve çatışmalarıdır. Yeni Hayat’ta “faili meçhul” cinayetlere birçok atıf bulunur. Örnek olarak, 112. Sayfada “ERENKÖYDE CİNAYET” başlıklı ölüm haberi verilebilir. BU cinayetler, siyasi ve etnik çatışmaların kaynaklandığı için, önemli ancak üstü kapatılmaya çalışılan bir sorunu açığa çıkarır. Romanda üzerinde durulan bir diğer olay, yasaklı bir kitap olan isimsiz kitabın, ve onu okuyanların yok edilmek istenmesidir. Pamuk, bu olayla Türkiye’de yasaklı romanların sayısının arttığı zamanlara bir gönderme yapıyor olabilir. Yine siyasi kontrol ve azınlık sorunlarına ipucu olan kitaplar, Pamuk’un devlete karşı bir eleştirisi olarak yorumlanabilir. Son olarak, Yeni Hayat’ta büyük bir yeri olan dini unsurlar, romanın geçtiği dönemdeki toplumsal dinamiklerin önemli bir işaretidir. Yeni Hayat’ta sürekli olarak anlatıcının karşısına çıkan kuran kurslarına köyleri gezen şeyhlere kadar birçok dini öge, Pamuk’un Türk halkında dinin önemli etkisini yansıtmasına yardımcı olur.

Sonuç olarak, Yeni Hayat’ta sadece gizemli anlatıcının değil, aynı zamanda halkın ve Türkiye’nin girdiği bir arayışın anlatısıdır. Romanda yerellik ile küresellik, çoğunluklar ile azınlıklar ve Batı ile Doğu arasında birçok toplumsal karşıtlık incelenir. Bunun yanında, siyasi olayların gündelik yaşamdaki etkisi de önemli bir temadır. 1994’te yayımlanan Yeni Hayat, bir nevi Türkiye’nin “Yeni Hayat”ının incelemesidir.

Pia Behmuaras

Açı Lisesi 11. Sınıf Öğrencisi

Yorum yazabilirsiniz

E-Mail adresiniz yayınlanmayacak.