Edinburgh Bilim Festivali 2018

7-10 Nisan 2018 tarihlerinde gerçekleştirdiğimiz Edinburgh Bilim Festivali gezisinin notlarını sizler için derledik. Notların yanı sıra, her gün için ayrı ayrı hazırladığımız videoları da izleyerek daha fazla bilgi sahibi olabilirsiniz.

Edinburgh 1. Gün Notlarımız

Otelimize eşyalarımızı bıraktıktan sonra ilk olarak Edinburgh’un Yeni Şehir kısmını gezdik. Kral III. George zamanında bir yarışmayla belirlenen Yeni Şehir’in planında İngiltere ve İskoçya’nın milli sembollerini içerdiğini ve bu sembollerin anlamlarını öğrendik.

Sonrasında Edinburgh’un ana caddelerinden birisi olan Prensler Caddesi’nde yürüdük ve Adam Black, Adam Smith, Walter Scott gibi tarihe damga vuran insanların heykellerini incelerken onlar hakkında bilgi edindik.

Günün en önemli ziyaretini, tüm şehre tepeden bakan Edinburgh Kalesi’ne yaptık. 2000 yıllık geçmişi olan kalede Kraliçenin mücevherlerini ve çeşitli savaş anıtlarını gördük.

Kale ziyaretimiz sonrası Kraliyet Mili Sokağı’ndaki sanat gösterilerini izledik. Kısa bir hediyelik eşya alışverişi sonrası otelimize döndük.

Edinburgh 2. Gün, Sabah Notlarımız

Edinburgh’ta 2. günümüz “Dynamic Earth” ile başladı.

Dynamic Earth, Evren’in oluşumundan bugüne kadar gerçekleşen tüm olayların anlatıldığı, interaktif çalışmaların olduğu keyifli bir deneyimdi.

Detaylı bilgi için:
http://www.dynamicearth.co.uk

Edinburgh 2. Gün, Öğle Notlarımız

Edinburgh’ta 2. günümüzü Hayvanat Bahçesini gezerek noktaladık.

Edinburgh Hayvanat Bahçesi’nin en önemli özelliği, orada bulunan hayvanlara yaşadıkları habitatları aratmayacak şekilde tasarlanmış olmasıydı. Orada yaşayan hayvanlar için genişliği, iklimi ve beslenme türlerine uygun bitki çeşitliliğine kadar her detay düşünülmüştü. Bu sebeple yılda ortalama 650.000 kişi tarafından ziyaret edilmesine hiç şaşırmadık ?

Yaklaşık 2,5 saat süren yürüyüşümüzde penguenler ?, maymunlar ?, baykuşlar, zebralar, aslanlar, kaplanlar ? ve türleri tehlike altındaki gergedan, panda ? gibi birçok hayvanı gözleme şansı bulduk. Hatta hem türü tükenme tehlikesi altında olan hem de insanlarla çok nadir iletişim kuran armadillo bile gördük ☺️

Detaylı bilgi için:
http://www.edinburghzoo.org.uk

Edinburgh 3. Gün, Sabah Notlarımız

Edinburgh gezimizin 3. günü “Camera Obscura and World of Illusion” ile başladı.

Camera Obscura, iğne deliği (pinhole) olarak bilinse de fotoğrafçılıkta karanlık oda ya da karanlık kutu (camera obscura) ismiyle anılır. Milattan önce 5. yüzyılda kullanılmaya başlanan bu fotoğraf tekniği oldukça basit bir ilkeye dayanmaktadır. Karanlık odanın dış kısmına küçük bir delik açılır ve deliğin yakınına ayna yerleştirilir. Dışarıdaki nesnenin görüntüsü bu aynadan yansıyarak küçük delikten geçer. Karanlık odadaki zemine düşen ışınlar, dışarıdaki nesnenin renkli ve ters görüntüsünü oluşturur.

Biz ise bu teknikle birlikte aynanın açısını değiştirerek Edinburgh’u kuş misali gezme şansı yakaladık.

World of Illusion bölümünde ise, göz yanılgıları içeren onlarca fotoğrafı, ışık oyunlarını ve interaktif etkinlikleri deneyimledik. Aynaların içerisinden çıkış yolu bulmaya, sürekli dönmekte olan bir köprüden karşıya geçmeye, sonu olmayan bir koridorda yürümeye, sadece başımızı görebileceğimiz bir masadan dışarıya bakmaya ve boyut değiştiren bir odada kendimizi seyretmeye kadar birçok etkinlikle eğlenceli vakit geçirdik.

Tüm bu saydıklarımızın ışığında şunu rahatlıkla söyleyebiliriz:

Işık sadece hayatın değil, sanatın da kaynağı!

Detaylı bilgi için:
https://www.camera-obscura.co.uk

Edinburgh 3. Gün, Öğle Notlarımız

Edinburgh’taki 3. ve son günümüzü “George IV Bridge”, “İskoçya Ulusal Müzesi” ve “Bilim Festivali” ile tamamladık.

Köprü yolunda J.K. Rowling’in Harry Potter kitap serisini yazdığı cafeyi (The Elephant Cafe) ve kitapta yer alan Hogwarts Büyücülük Okulunu (George Heriot’s School) gördük. Ayrıca, Rowling’in kitaptaki karakterlerin isimlerini ilham aldığı cafenin arkasındaki mezarlıkta (Greyfriars Kirkyard) gezdik. Ayrıca, bu mezarlıkta yatmakta olan ve kendisine İskoç vatandaşlığı verilen köpek Bobby’nin (Greyfriars Bobby) hikâyesini dinledik.

Müzede genetik olarak ilk kopyalanan canlı koyun Dolly’i gördük. James Watt’ın buhar makinesinin ve günümüzdeki en süratli trenin çalışma mekanizmalarını inceledik. Uzaya gönderilmek için tasarlanan roketin ilk örneğine (prototip) göz attık. Formula 1 araçlarını kullanma fırsatı bulduk. Robot kol yardımıyla ismimizi yazdık. Hayalimizdeki robotu dijital ortamda yaratıp görüntüleme deneyimini yaşadık. Son 1000 yılda yaşanan olumsuz olayları hatırlayıp günümüzde dersler çıkarmak amacıyla yapılan Milenyum Saati’nin hikâyesini öğrendik.

Festivalde Fizik, Kimya ve Biyoloji alanlarını kapsayan atölyelere katıldık:

  • Kan Barı (Blood Bar): Yaraların üzerinde oluşan kabuğun nasıl oluştuğunu öğrendik ve sahte kabuk yaptık.
  • Mumyanın Gizemi (Unwrapping a Mummy): Arkeolojik bilgiler ışığında mumyalama yöntemini gözlemledik ve elma mumyası yaptık.
  • Acil Servis (ER Surgery): Bisikletten düşen ağır bir yaralıyı hayatta kalması için pansuman yaptık. Kamera yardımıyla bağırsak taşlarını ve dizinden kırılan kemik parçalarını topladık. Beynindeki pıhtılaşmış kanları temizledik.
  • Robot Yapımı (Robo Constructors): Kübik kitlerle ses çıkarabilen, dengeli, yürüyebilen, çevre algılayıcılar (sensör) sayesinde dönebilen, herhangi bir engele yaklaştığında durabilen bir robot tasarladık.
  • Zihin Şenliği (Carnival of the Mine): Vücudumuzun acıyı nasıl hissettiğini öğrendik ve farklı beyin egzersizleri yaptık.

Kıssadan hisse:

Gülmekten ? ve öğrenmekten ?? ?? ödün vermediğimiz Edinburgh gezimizin sonuna geldik.

Tekrar görüşmek üzere ?

 

Özgün Pehlevan

Açı Ortaokulu Sarıyer – Fen Bilgisi Öğretmeni

Yorum yazabilirsiniz

E-Mail adresiniz yayınlanmayacak.